Künstler: Tadej Pogacar (Ljubljana)
Abgebildetes Werk: „Attention! Migrants, Distrust Abusive Regimes!” (2006)
Text von Mojca Pajnik (Peace Institute, Ljubljana) [DE] [EN] [TR] [HR] [SI] [HU] [CZ]
Siyasetçiler, göçün ulusal devletleri ve güvenlik rejimlerini etkileyen küresel bir olay olduğunu savunmaktalar. Bu görüş, devletin ulusal güvenliği ve ulusun sınırlarla belirlenen vatandaşlık haklarını korumak üzere kendini konuşlandırdığı bir idari söylemin oluşmasına yol açmaktadır. Sınır sorunlarının bir parçası olarak göç, kontrolü elinde tutup “vatandaşları” göçmenlerden koruyarak, devletin gücünü göstermesine olanak tanır. Başlıca göç (karşıtı) politikalar, devletin “sorunun” üstesinden gelme yöntemlerini yasallaştırmanın yanısıra, geçiş veren sınırların “yasa dışı”, “belgesiz”, “yolsuz” vs. göçün ardındaki temel neden olduğu ve dolayısıyla sınırların daha sıkı gözetilmesi gerektiği inancını benimser. Sonuç olarak, bu düşüncenin ürünü olan Schengen Bilgi Sistemi, devletin rolünün, “kaçak”lığa engel olmak amacıyla sınır geçişlerini kısıtlayarak “failleri”, yani göç halindeki kadın ve erkekleri, cezalandırmak olduğu düşüncesini içerir.
Buna benzer politikalar, sınır rejimlerini sıkılaştırmanın göç eden insanları daha korunmasız bıraktığını ve onları daha fazla yolsuzluğa açık olan daha da tehlikeli yollara ittiğini gözönüne almaz. Ayrıca, sınır yasakları, göçün önüne konan engellerin insanların taşınmalarını durdurmadığı, ancak onları yeraltına iterek yalnızca biraz daha görünmez kıldığı gerçeğini gözardı eder. Dahası, bu yasalar, çokuluslu olmanın ve dünya vatandaşlığı fikrinin yolunu açabilecek, sınır tanımadan yaşayan şahıs ve gruplara kapılarını kapatmaktadır.
Yürürlükteki ulusal devlet uygulamaları, göçmenlerin alışılmış ulus-devlet birliğini, ulus-devlet vatandaşlarının önceliğini, işlerini ve genel anlamda toplumsal düzeni bozacağı iddialarıyla işlemektedir. Bunun sonucu olarak bir göçmen işçi “vatandaş olmayan”, “istenmeyen”, “yabancı”, ya da “daimî göçmen” olarak görülür. Aslında bu kişiler, yeni bir yersiz-yurtsuzlaştırma siyaseti ve faal vatandaşlık uygulamaları için yeni yollar açmaktadırlar. Bu durumun getirebileceği yenilikleri görmektense, göçmenler sınırda “yolsuz satıcılar” olarak sınıflandırılmaktalar. Ancak yolsuzluk edenin kim olduğu sorusunun yanıtı için göçmenleri değil, dünyada çokuluslu bir varoluş ve yaşamın önünü açmak yerine, önleme ve suçlu hale getirme stratejileri uygulayan, yürürlükteki göç yönetimi rejimlerini sorgulamak gerekir.
Dr. Mojca Pajnik, Barış Enstitüsü, Ljubljana